İlhan KÜÇÜKDAĞ

İlhan KÜÇÜKDAĞ

[email protected]

AZİZ TÜRK MİLLETİNE GÖNÜLDEN BİR SESLENİŞ

29 Temmuz 2021 - 09:21

Yetiştiğimiz ve ilk siyasi terbiyemizi aldığımız, sonrasında da asla vazgeçemediğimiz ülkücü düşünce tarzımızı bir yana bırakarak AZİZ milletimizin bütün unsurlarına seslenmek istiyorum. Başta kendi mensubu olduğum ve bu mensubiyetten şeref duyduğum ülkücü düşünce sahipleri ile başlayayım. 
        Vatan, millet, din ve mukaddesat söz konusu olduğunda, diğer her şeyi unutan, can vermeyi dahi göze alarak Hakk’ın yanında yer alan bizler, son dönemde geçmişteki mücadele ruhumuz ve ülkümüzden vazgeçmiş görünüyoruz. Tabutluklarda olmadık işkenceler görüp, ölümle burun buruna geldikleri halde, yılmayan ve Hakk’ı haykıran büyüklerimizden başlayıp, 12 Eylül darbesiyle zindanlara atılan, idam edilen, işkence hanelerde şehadeti tadan, Mamak cezaevini ve diğer zulüm yerlerini medreseye çeviren ülküdaşlarımızı düşününce, bizim dava adamlığımızdan artık utanır olduk. Hiçbir şeye değişmeyeceğimiz devletin yerini, şahsi çıkarlarımız ve etrafımızdakilerin menfaatleri almaya başladı. Biz eskiden ülkücü kimdir diye sorduklarında, “Milletin çıkarını, ben, ailem, sülalem, yakınlarım gibi daha küçük grupların üstünde tutanlara ülkücü denir” derdik. Milletin selameti için darağacına gülerek gidenleri çabuk unutup kapitalizmin sahte mutluluğuna aldanarak hem ideallerimizi yok ettik. Hem de bizden öncekilerin emanet ettiği değerlerimize ihanet ettik. Bugün geldiğimiz nokta şu. Düşünce olarak belki hala ülkücüyüz. Ancak siyasi olarak oradan oraya savrulan, insanların ekseriyetinde olduğu gibi maddi varlıkları hayatımızın merkezine oturtan, hiçbir kutsalı kalmamış bir görüntü arz ediyoruz. Silkinip toparlanma ve bir diriliş ruhu ortaya koyma vaktinin artık geldiğine inanıyoruz. 
        Milli görüş düşüncesine bağlanmış insanları ele alalım. Bir zamanlar tuttuğunu koparan, el attıkları her şeyi gayret ve çabalarıyla elde etmeyi başarmış olan insanlar, bugün kendi içlerine kapanmış marjinal bir grup görüntüsü veriyor. Durmaları gereken yerde durmadıkları, günden güne hedeflerinden uzaklaştıkları eleştirisine maruz kalıyorlar. Tabanda karşılığı olmayan bir ideolojinin yaşama şansı olmadığından, bir an önce doğru yerde duracaklarına inanıyoruz. Sonuçta kendi ideolojileri doğrultusunda yetişmiş ve Cumhurbaşkanı olmuş birinin yanında yer almak yerine, tam ters istikamette bir oluşumun içinde yer alarak az sayıdaki destekçilerini de kaybetmek durumundalar. Onlar için de kim olduklarını ve nerede durmaları gerektiğini hatırlama vakti gelmiştir diye ümit ediyoruz. 
        CHP cenahına bir göz atmak gerekirse, Deniz BAYKAL sonrası, ülkemizde ne kadar batı beslemesi terör örgütü varsa bünyesine katan, başta PKK olmak üzere FETÖ ve DHKP/C’nin arka bahçesi haline gelmiş görünüyor. CHP, cumhuriyet değerlerinden hızla uzaklaşıyor. Bugüne kadar statükonun Yılmaz savunucusu olan, devleti adeta kendi öz malı olarak gören CHP, şimdilerde statükoya ve devlete terör örgütleri vasıtasıyla savaş açmış görünüyor. Sağ seçmeni koyun olarak niteleyen solcular, asıl kendi partilerinin yaptığı ihaneti sineye çekip, PKK ve FETÖ ile ortak bile olsa CHP’den başka yere oy vermeyeceklerini ortaya koyuyorlar. 
         Kim olduklarına ve ideolojilerinin ne olduğuna kendilerinin bile karar veremediği İYİPARTİ’ye gelince, asıl konu burada düğümleniyor. Parti genel başkanı olan Meral AKŞENER’in, Tansu ÇİLLER’in döneminde içişleri Bakanlığı yapmasının dışında, kendisini öne çıkaracak hiçbir özelliği yok. Seçimlerde HDP’nin oylarıyla baraj altında kalmaktan kurtulan, sonrasında, FETÖ soruşturmalarında adı geçen insanların toplanma yeri olarak öne çıkan,  HDP ile ortak anayasa metni hazırlayacak kadar Türk milletini karşısına almayı göze almış bir oluşum durumunda. Recep Tayyip ERDOĞAN yıkılsın da isterse devlet vatan hainlerinin eline geçsin havasındalar. Parti içinde bulunan ülkücü geçmişe sahip şahısların hiç ses çıkarmadan yaşananları sineye çekmeleri ise anlaşılır gibi değil. 
         Sonuç olarak ruhunu, uluslararası terör baronlarına ve emperyalist güçlere satmamış olan Aziz milletimizin, sağcı olsun, solcu olsun, Türk veya Kürt veya başka bir etnik kimliğe sahip olsun, din ve mezhep ayrımı yapmadan, ne kadar vatanını seven Türk vatandaşı varsa herkesi aklı selim düşünmeye davet ediyorum. İçeride yaşadığımız sayısız sıkıntı var. Evet. Ancak dış politikada belki de son yüzyılın en parlak dönemini yaşıyoruz. Suriye ve Irak özelinde ABD’nin bütün hamlelerini boşa çıkardık. Akdeniz’de yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz ataklarımız ileride çocuklarımızın ve torunlarımızın kaderini belirleyecek gelişmeler. Dış politikada CUMHUR ittifakının gösterdiği kararlı ve dik duruşa karşı olan kim varsa bilmelidir ki bu davranış tek kelimeyle gaflet ve ihanettir. Kıbrıs adasının, Akdeniz’in ve Ortadoğu ve Balkanlar’ın geleceği bizim hamlelerimiz neticesinde şekillenecektir. Azerbaycan ve diğer Türk cumhuriyetleri ile Rusya içindeki özerk Türk devlet ve topluluklarının statüsü, Türkiye cumhuriyetinin dış politikadaki gücü ölçüsünde belirlenecektir. FETÖ ve PKK’nın ve onların arkasındaki güç olan ABD ve AB ile uluslararası sermaye sahiplerinin oyununa gelmeden, devletimizin yanında yer almak mecburiyetindeyiz. Yapılan propaganda ve kimler tarafından yapıldığı net bir şekilde ortadadır. Gezi olaylarını, PKK ve FETÖ’yü finanse edenler, milletimizi bölmeye çalışanlar, siyasi kaos çıkarıp ülkemizi 2000 yılı öncesinde ki kimliksiz ve şahsiyetsiz haline geri döndürmek gayretinde olanlar aynı şahıs ve mahfillerdir. Basiret ve feraset sahibi olmak ve geleceği görmek zorundayız. 
        Selam ve dua ile.

YORUMLAR

  • 0 Yorum