İlhan KÜÇÜKDAĞ

İlhan KÜÇÜKDAĞ

[email protected]

ONBEŞ TEMMUZ RUHUNA NE OLDU

13 Temmuz 2022 - 09:59

        Bundan tam altı yıl önce 15 Temmuz 2016’da ABD’nin maşası durumundaki FETÖ terör örgütü tarafından ülkemizin varlığını, birliğini, demokrasisini ve bağımsızlığını hedef alan bir darbe girişiminde bulunuldu. Önce Allah Teala’nın bu millete merhamet etmesi ve milletimizin basiret ve feraseti sayesinde bu badire atlatıldı. Türk milletinin tamamına silah doğrultup, askerlerimizi, polislerimizi şehit eden, sokaktaki vatandaşları tanklarla ezen, TBMM, Özel Hareket Daire Başkanlığı ve askeri birliklerimizi uçaklarla bombalayan bu hainlere karşı, solcusu, sağcısı, Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si, velhasıl milletin bütün katmanları karşı durarak vatan hainlerine geçit vermedi. 
         Milletimizin dini hassasiyetlerini kullanarak, maddi ve manevi büyük güç elde eden, devletin en hassas noktalarını dahi ele geçiren FETÖ, elli senede elde ettiği gücün büyük kısmını kaybetti. Ancak milletimizin derin sağduyusu ile atlatılan darbe ve işgal girişiminin müsebbibi olan FETÖ ile mücadele inanılmaz derecede yumuşadı. Hem devletin güvenliği, hem de milletin selameti açısından hala birinci derecede tehlike olduğuna inandığımız beynelmilel terör örgütü yokmuş gibi davranılır oldu. 
         ABD’de yönetimi ve uluslarası siyaseti belirleyen hakim güç, evanjelistlerdir. AB’nin politikalarını belirleyen otorite de ABD’dir. Yani dünyayı idare eden zihniyet, kapitalist yahudiler ile radikal hristiyanların görüşlerini birleştiren, ve paraya hakim olanların gizli dini olan Evanjelizmdir. FETÖ lideri olan terörist başı Fethullah GÜLEN’de siyonist müslümanlardandır diyebiliriz. Zira ABD evanjelistler, onlarda siyonistler tarafından idare edilmektedir. Dünyanın her köşesini idareleri altına almak isteyen siyonistler, Türkiye’de de Fethullah GÜLEN ismi üzerinde çalışıp, onu parlatarak, 140 ülkede okullarının açılmasını, FETÖ mensubu işadamlarının kolaylıkla bulundukları ülkenin ticaretine yön vermelerini sağlamışlardır. Yani FETÖ mensupları bir anlamda siyonist yahudiler ve Evanjelist hristiyanların İslami kimlikli uluslararası ajanlarıdır. ABD’nin Türkiye cumhuriyeti devletini karşısına almayı göze alıp, FETÖ elebaşını iade etmemesi de bu gerçeği açıkça teyit etmektedir. 
         15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, kınama açıklamaları yapan Türk siyasetinin önde gelen isimleri ilerleyen zamanlarda bu açıklamalarından vazgeçip, kontrollü darbe söylemini dile getirmeye başladılar. CHP lideri Kemal KILIÇDAROĞLU, her fırsatta seçimi kazanmaları halinde görevden alınan FETÖ mensuplarının göreve iade edileceğini ve cezaevinde bulunan FETÖ’cülerin affedileceğini vaadediyor. 
          İP genel başkanı Meral Akşener, FETÖ’cü olduğu konusunda kendisine yöneltilen eleştirilere cevap vermek yerine, üç maymunu oynamayı tercih ediyor. En büyük zaafı çabuk unutmak olan milletimizin bir kısım fertleri de, FETÖ kontrolündeki bu iki siyasetçiye kurtarıcı gözüyle bakıp seçimlerde desteklemeyi düşünüyor. Peki, 15 Temmuzda meydanlara dökülüp, canlarını hiçe sayan, bu milletin fertlerine ne oldu. Altı senede ne değişti. ABD ve AB ülkeleri, Türkiye üzerinde ki emellerinden vazgeçmiş olabilirler mi. Küresel ekonomiyi elinde tutan siyonistler, Türkiye’nin kendilerinden bağımsız olma yolunda attığı adımları sineye mi çekecekler. Ne oldu da bu milletin bir kesimi, destekledikleri siyasi partilerin, başta FETÖ ve PKK olmak üzere, terör örgütleri hakkında sessiz kalmalarını hatta onlarla beraber hareket etmelerini rahatça içlerine sindirir oldular. 
        Tablo o kadar net ki, hakikati görmek için siyasi deha olmaya lüzum yok. ABD emperyalizminin ve siyonist yahudiler ile Evanjelist hristiyanların Türk siyasetindeki ajanları durumunda olan iki siyasi parti, ve PKK’nın siyasi uzantısı HDP, 2023’te yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçiminde, birlikte hareket ederek, ihanetlerini sonuca ulaştırmaya çalışacaklar. Son otuz yılda, etrafımızdaki ülkelere işgal yoluyla demokrasi getirenler, bizi de, içimizden satın aldıkları hainler vasıtasıyla, kontrol altına alacaklar. Her ne kadar milletimizin sağduyusuna güveniyor olsak da, bunlardan herhangi bitinin bir gün bile iktidarda kalması demek, milli güvenliğimiz ve istikbalimiz açısından büyük bir tehlike arzetmektedir. 
        İçinde vatan ve millet sevdası olan her Türk vatandaşına son sözüm şudur. Bir an önce bu asil milletin ferdi olduğunun bilinciyle, geçim sıkıntısı, pahalılık vb. sebepleri bahane ederek, bağımsızlık ve hürriyetimizi kaybetmemize sebep olacak yanlışlara düşmeyin. Her karış toprağı şehit kanıyla kazanılmış bu Aziz vatanın idaresini, ABD ve siyonistlerin piyonu durumunda ki siyasi partilere sakın emanet etmeyin. 
         Aslına bakarsanız, kendilerine millet ittifakı adını veren ve PKK tarafından açıkça desteklenen altı+bir siyasi partinin %20 oy alması bile, Türkiye’nin jeopolitik durumu açısından şaşılacak bir durumdur. Dünyanın hiçbir ülkesinde, ülkeyi nasıl idare edeceği ile ilgili hiçbir proje ve program ortaya koymayan siyasi partiye itibar etmezler. Bizde ise vatan hainleriyle birlik olup, tek derdi hükümeti düşürmek olanlar baştacı edilir oldu. 
         15 Temmuz ruhuna hep birlikte geri dönmek umuduyla Allah’a emanet olun. 
          Selam ve dua ile.

YORUMLAR

  • 0 Yorum